30 Mart 2018 Cuma

2. Gün, İnternet Araştırmaları...

Sabah 1 saat yürüyüşten sonra, ofise gelirken Athena'nın 'kafama göre' şarkısını son ses dinledim. Athena bil vesile teşekkür ederim iyi geldi şarkın:) Bir taraftan Carl Sagan'ın küçük mavi noktası geliyor aklıma.  Arada geleceği ve arkamda bırakacaklarımı düşünsem de, dediğim gibi öyle yoğun bir stres altında hissetmiyorum kendimi. Ona rağmen dün ve bugün internette en az 5-6 saatimi intestinal mataplasia vakası okumaya harcadım. Intestinal metaplazi hastalarının endoskopi videolarını izledim, kendi endoskopi fotoğraflarımla karşılaştırdım. Yok yok benimkiler videolarda gözüken kadar kötü gözükmüyor :) Ayrıca kolonoskopi yaptırmayı de düşünüyorum. Sonuçta midede bulunan bir bakteri bağırsaklara da inmiştir gibi geliyor. Böyle internette dolaşıp neymiş diye araştırmamam ve bir iki doktora güvenip dediklerini yapmam gerekiyor, neticede öyle de yapacağım fakat galiba biraz da istemsizce merak ediyor insan. Ayrıca dün öğlen akdeniz salatası, akşam yemeği olarak da 1 tabak buharda pişmiş sebze yedim. Bu öğen pilav, nohut ve yoğurt. Genelde öğlenleri et yemeği yerdim, iki gündür ete dokunmaya çekiniyorum. Bir diyetisyene gidip reflü ve gastrit için diyet listesi alacağım ve uzunca bir süre bunu uygulayacağım.

İnternette DoktorSitesi, DoktorTakvimi gibi web sayfaları ve doktorların konuyla ilgili kendi hazırladıkları sayfalar var. İki doktora mail atarak, bir doktora da bu sayfalar üzerinden biyopsi raporumu yollayarak bilgi talep ettim. Merak ettiğim bu noktadan sonra geriye dönüş, iyileşme şansı var mı... Tabi bu yorumlara para vermediğim için cevap verme zorunlulukları yok ve çoğu doktor için iş sadece iş. Dolayısıyla para vermeden yorum yapmalarını talep edebilirim fakat beklenti içine girmek doğru olmaz... Örneğin İstanbul'da iyi bir doktora yönlendirmesini rica ettiğim Ankara'daki bir doktor intestinal metaplazi H.Pyloria bakterisi sebebiyle olmuş Ankara'ya gelirseniz yardımcı olabilirim diye yanıtladı mailimi. İstanbul'dan Ankara'ya ne kadar süreceği belli olmayan bir muayene ve tedavi süreci için, İstanbul'da alternatifi varken gitmek ne kadar anlamlı siz değerlendirin.

Bir doktor arkadaşım var, ona da sordum durumu... Çok ciddiye almam gerektiğini söyledi. İstanbul'a gelsin bir yüzyüze konuşacağım. Yine sonucu buradan yazarım...

Fakat bu reflü denen hastalığın en büyük sebebi olan, ayrıca vatandaşlarımızın %80'inde bulunan, halkımızın helikopter bakterisi olarak da isimlendirdiği gelişmekte olan ülke bakterisi Helicobacter Pyloria'nın şimdiye kadar gittiğim sürüyle doktor tarafından neden ortaya çıkarılmadığını düşünüyorum. Doktorlar yoğun çalışıyor tamam fakat bu bence ciddiyetsizlik. İşini ciddiye almama durumu. Veya vatana ihanet gibi birşey...

Özellikle 2000'in başlarından bu yana sürekli özel hastanelere gidiyorum. Arada devlet hastanesine de gitmedim değil. Zaman zaman iş amacıyla İstanbul dışında çıktığım için, farklı illerde de çeşitli özel hastanelere gidiyorum. Yani hiç bir doktor neden bu işin ciddiyeti konusunda beni uyarmadı, reflü için endoskopi, biyopsi önermedi de talcit, rennie verip verip mevzuyu kapattılar anlamak çok zor, üstelik H.Pyloria bu kadar yaygınken...

Kusur ile ilgili kök sebebi bulmak önemli, etraftan dolaştığında an gelip ayağına dolaşır... Bir mühendis için bu çok net.

Okunacak o kadar çok yazı var ki... Bu günlüğe Helikopter bakterisi hakkında ayrı bir modül açacağım galiba.


29 Mart 2018 Perşembe

Başlarken

Doktorum çocukluğumdan beri grip olduğumda, boğazım ağrıdığında, sesim kısıldığında gittiğim bir operatör doktordu. Fakat son 2 aydır sesim kısıldığı için 3 defa aynı doktora gitmiş olmama ve 1 defa farklı bir doktora kontrole gitmiş olmama rağmen, ses kısıklığım geçmemişti. Hayatında ilaç kullanmayı istemeyen bir insan olarak, bu süreçte kullandığım tonla ilaçtan rahatsızlık duyuyordum... Sudofen, Rennie tablet, vb... Doktor değiştirmeye karar verdim.

Neredeyse 15 senedir sürekli Türkiye Hastanesi'ne gittiğim için, aynı hastanenin KBB servisindeki doktorlara baktım. Prof. İsmet Ercan Canbay isminde bir doktor olduğunu gördüm. Kendisini tanımıyordum fakat Prof. olduğu için ona muayene olmaya karar verdim. İyi ki de bu kararı vermişim.

Şimdiye kadar belki 5-10 senedir defalarca gittiğim KBB doktorları bu gastrit işinin ciddiyetini bana anlatmamışlar, çeşitli ağrı kesiciler, boğaz spreyleri, rennie, talcid gibi mide asidi düzenleyici ilaçlar ile gastrit semptomlarını baskılayarak boğaz ağrılarımı iyileştirmişlerdi, çoğunda faranjit vb. gibi teşhisler oluyordu...  (Belki bir kısmı gerçekten faranjittir hepsinin hakkını yemeyeyim).

Fakat bu defa doktor İsmet Bey kamerayla boğazıma baktıktan ses kısıklığının sebebinin reflü olabileceğini söyledi ve semptomatik tedavi yapmanın doğru olmayacağını, hemen ilaç kullanmaya başlamak yerine gastroentroloji doktoruna gözükmemi muhtemelen endoskopi gerekeceğini yazdı...

Türkiye Hastanesi'nin web sayfasından aynı hastanenin gastroentroloji doktorlarına baktım. Yine tanımadığım iki doktor vardı. Telefonla sekreteri arayarak hangisinin daha yoğun olduğunu sordum. Uzman Dr. Refik Okçu Bey yoğun gözüküyordu. 1 hafta sonrasına randevu alabildim.

Muayeneye gittim, 1-2 dakikalık kısa bir görüşmenin ardından, tanı için endoskopi yapmaya karar verdi. Ertesi gün endoskopimiz yapıldı, endoskopide görülen lüzum üzerine aynı zamanda biyopsi de yapmıştı. Endoskopi sonucunda midede yaygın kızarıklık ve reflü gözüktü. Buna istinaden mide asidi düzenleyici, proton pompası inhibitörü, vb. tarzı reflünün boğazı etkilemesini azaltacak ilaçlar verdi ve 1 hafta sonra biyopsi raporumla tekrar gelmemi söyledi.

1 hafta sonra yani dün akşam hastaneyi aradım. Biyopsi sonucumun çıkıp çıkmadığını sordum. 'Henüz çıkmadı, yarın öğleden sonra alabilirsiniz' dediler. İşe gideceğim için sabah alıp alamayacağımı öğrenmek istediğimde sabah da alabileceğimi öğrendim. Neden direkt sabah alabilirsiniz demiyor diye biraz kızdım ama telefondaki kadına birşey söylemedim, durduk yere üzmenin anlamı yok.

Bugün sabah işe giderken saat 8'de hastanenin laboratuvarına uğradım. Biyopsi sonucunu aldım hemen doktora götürdüm. Refik Bey'in müdahale günüymüş, odasında yakalayıp biyopsi sonucumu göstermek istedim. Odasındaydı.

Biyopsi kağıdını eline aldı.

- "İlk kez mi bu?"
- "Geçen hafta da gelmiştim, endoskopiyi siz yapmıştınız..."
- "İlk kez mi endoskopiye girdin?"
(Hmmm. Demek ki birşeyler var.) -"İlk kez girdim neden sordunuz?"
Şöyle ciddi olup olmadığımı kontrol eder gibi bir bakış attı oturduğu yerden.
- "Burada takip edilmesi gereken bazı şeyler var o yüzden soruyorum."
- "Kanser manser mi var hocam ondan dolayı mı sorduğunuzu anlamaya çalışıyorum?"
- "Onun gibi şeyler."
Dünya yıkılmadı, kafamdan aşağı kaynar sular falan da dökülmedi. Sadece;
Kanser miyim değil miyim? Kansersem geçmiş olsun tedaviye başlayalım, değilsem nasıl önlem alırım riskten uzaklaşma şansım var mı? Kanser değilsem kendimi kansere karşı özel olarak sigortalayabilir miyim? Doktor yetkin bir doktor mu tanıdık doktor bulabilir miyim..

Gibi bir çok düşünce bir anda kafamın içinden geçiverdi.

Sonuç, kanser değilmişim. Fakat biyopsi sonucunda yazanlar şunlardı...



Bilen bilir, bilmeyen umarım hiç öğrenmek zorunda kalmaz. H. Pilori bakterisi mideye yerleşip uzun süreçte mide kanserine sebep olan gastrit sürecinden sorumluymuş... Sağlıklı yaşamaya dikkat etmiyorsanız, stresiniz, kilonuz, sigaranız ve alkolünüz de varsa çoklu kombo yapmış oluyorsunuz.

Intestinal Metaplazi veya intestinal metaplasia prekanseröz lezyon olarak geçiyor. Özetle kanser öncesi son çıkış. En azından benim anladığım bu...

Bende de H. Pylori bakterisi çıktığı için 14 günlük antibiyotik tedavisine başladık.

 2 senedir egzersiz yapmaya gayret eden birisi olduğum  için egzersiz konusunda zorluk çekmeyeceğim aynı zamanda sıkı bir diyet ile mümkünse iyileşme sürecini yönetmeye, iyileşme mümkün değil ise daha kötüye gidişi engellemeye çalışacağım ve bu süreçte yaşadıklarımı şu anda açmaya karar verdiğim bu günlük üzerinden paylaşacağım.

İlk ders şu galiba... Doktorunuz senelerdir aynı doktor da olsa zaman zaman tekrarlayan bir rahatsızlığınız varsa muhakkak farklı doktorlara da gösterin ve mümkünse doktorunuzla semptomları baskılamak amacıyla değil fakat varsa sorunu gerçekten çözmek amacıyla konuşun.